
Bu bir makale değil dostlar.
Hayal ürünü bir senaryo değil, Kirlenmişliğin, yitmşliğin bir anlatımıdır.
İnsanlara doğruları öğretmek takdirinin üzerine vefalı bir iştir.
Hazreti ALİ nin bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum dediği, İlahi dinlerin tamamının içinde bilginin öğrenilmesi gerekliliğinin bahsedildiği, binlerce aydının , aristokratın doğru bilginin çok yüksek düzeyde kanıtlanmış doğru sonuçlara sebep olacağı , uygulanması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önem ve ehemmiyeti hakkındaki bir çok söylevlerini yıllardır hayatımızın içerisinde kabul ediyoruz. Bilgiyi doğru kullanmayan kişi, kurum, örgüt, topluluk ve ülkelerin bazı noktalarının eksik kaldığı ve yahut ilelebet payidar olamadıklarını görüyoz.
Bilgi emekçiliğinden bahsediyorum
Bu vefalı işin taktire şayan olması beklenirken günümüzde maalesef ki, artık böyle ananevi kültürümüzde bile olan değerlere saygımızın kalmadığını görüyorum.
Ufak bir bilgi ile, toplanan nesnel veriler ile oluşturulan anlamlı diziler sayesinden doktorlar hayat kurtarırlar.
Bir anlamda sanayi doktorluğu dediğimiz ama hali hazırda net bir tanımı oluşmamış danışmanlık mesleğine gelelim. Öncelikle bu işi doğru yapanlar ile yapmayanları bir ayırmak lazım. Danışmanlık yaptığınız bir firmanın yanlış bilgilendirmeniz ve yönetmenizden dolayı batması demek ne demektir bilirmisiniz.
Ve yahut bilgilerini doğru kullanmayan, doğru bilgi kaynaklarına ulaşmayan kurum sahipleri, işletmeciler ve bireylerin ömürleri boyunca yaşadıkları sıkıntıları.
Hepiniz yaşıyorsunuzdur eminin
Söz vermek, boş bir bardakla su vermeye benzemez,
Bardağı dolu vermelisiniz ve boş aldığınızda, su vermek gibi hayati bir konudan dolayı gerekli olan takdiri de akabinde almanız gerekmektedir. Ancak dürüstlüğün tamamen ortadan kalktığı günümüzde maalesef herkes işini yaptırma bir tas su içme kaygısına düşmüş durumda.
Dürüstlüklerin tamamen ortadan kalkması, verilen sözlerin tutulmamasından dolayı sanayide yaşanan erozyonun hat safhalara ulaşmasına debep olmuştur.
Sanayici müşteri talep ve beklentilerini algılayarak uygun ürünü ve hizmeti sağlama yönünde hareket etmektedir. Ancak unutulan bir şey var
Aslında herkes müşteridir. Üretilen ürün ve hizmettten faydanan birer yapı taşıdır. Artık otuz gün vade ile fabrikasına hammadde alıp, müşterisinin ( söz verdiği ) doksan güne çıkarttığı vadelerde parasını alamayan sanaciler acaba neden bu hallere düştüler.
Çark dönmedikçe hayat bir gün duracaktır.
Ödeme garantili işlerin ödeme karşılıkları gelmemesi, emeğin hakkı nın verilmemesi, birde insanlar ve müesseselerin enayi yerine konması artık günümüzde sıkça rastladığımız hususlar olarak gözümüzün önündedir.
Ürün ve hizmeti sunabilmek için öncelikle yatırımlar yapmalısınız.
Müessese sahipleri hammaddeye, makineye, binalarına, insana ? ( ne kadar yapılıyorsa ) vs noktalara yatırım yaparak ürün ve hizmelerini sağlarlar.
İki guruba ayırdığım bazı danışmanlar ise, Ulusal ve uluslararası kabul görmüş şartlara göre kendilerini doğrulatırlar, değişen teknik ve yöntemlere göre akredite edilirler, yeniden eğitilirler, bilgi kaynaklarına yatırım yaparlar.
Düşünsenize bazen danışman olarak, firmalar masraf yapmasın diye bir takım standartları, kitapları, kendi sermayelerinden sağladıkları olur. Bazen verilen eğitimleri yeniden tekrar ettikleri olur. Firmaya ulaşmak için aracımızla ektsra masraflar yaptıkları olur. Bazen firmalara bir takım iş bağlantıları yaptıkları olur. Amaç kurumları ayakta tutmak değil mi, sisteme ısındırmak değil mi ?
Ama inanın işte bu noktada dürüstlüklerin tamamen ortadan kalmış olduğu bir ortamda yaşıyoruz.
Bilgimiz sadece bir veya, bir kaç firmaya belge aldırmış, gerekli (IRCA vs) izlenebilirliğe sahip olmayan ellerindeki dokümanları kopyalama yolu ile firmaya sistem kurduğunu zanneden insanlar tarafından gasp edilmekte.
Diğer bir taraftan ise;
Ödeme alamama gibi bir durumdan dolayı emeğin gasp edilmesi,
Sebep olarakta;
Kurumun ödeme alamaması gösterilmesi. Hani herkes müşteri dedim ya
Ne kadar güzel bir çevrim değil mi?
Geçenlerde bir alacağım vardı ancak durum biraz farklı idi. Alacağım olan firmanında tesadüfen borcum olan firmadan alacağının olması,
Bu sadece bir tesadüf mü !
Yoksa bunu hayatımızda çok mu yaşıyoruz.
Veya hakkaten samimimiyiz. Ödeme alamıyoruz ama gözümüzün önünde de akıl sır erdirilemeyen olaylar oluyor. Acaba hepsi kredimi, veya biz bu krediden ne zaman nasibimizi alırız.
Ödeme alamayıncada gelirlerimizi yönetmekte sıkıntılar yaşıyoruz. Ve bir dönem sonra ödeme alamadığımız firmalara gitmemeye başlıyoruz.
Aynen ödeme alınmayan firmanın ürünlerini teslim etmemek, kalıplarını teslim etmemek, yeni ürün göndermemek gibi bir şey yani yaptığımız.
Ama biz bunu
KARİYERİMİZLE ÖDÜYORUZ
Şu sözle dökülüyor hakkımızda
BİZİM İŞİMİZİ YARIM BIRAKTI GİTTİ
güzel reklam yapıyorlar değil mi hakkımızda
Peki soralım bakalım o müessese sahiplerine
SİZE ÖDEME YAPMAYAN BİR MÜŞTERİ İLE ÇALIŞIRMISINIZ.
Eğer cevabınız evet ise;
SİZLERE BEDAVA DANIŞMANLIK YAPMAYA TOPLUM HUZURUNDA SÖZ VERİYORUZ.
ve bazen hakkınızı aramak için ararsınız telefonlar bile açılmaz.
Aradan zaman geçer bir yerde karşılaşınız veya onlar sizi arar, telefonunuzu açmazsınız aynen onların yaptığı gibi
Ne kadar dürüst olabilirsiniz onu düşünün yeter.
Eğer dürüst olamıyorsanız, karşınızdakinden de dürüst olmasını beklemeniz ne kadar gerçekçi olur değil mi ?
Şahsıma işimizi yarım bıraktı diyen ve bana halen borcu olan firma sahiplerine atfen yazılmış bir yazıdır.
Çünki onlar hakkımda bunları söylüyorlar.
Bahsini ettiğim bu tür müessese sahipleri kendi aralarında bile hayatlarında görmedikleri, diğer müessese sahipleri hakkında yalan yanlış o kadar çok şey konuşuyorlar ki, zaman geliyor kendi yalanlarına kendileri inanır hale geliyorlar.
Bu mudur dürüst olmak, bu mudur el birlik bir vatanı kalkındırmak, bu mudur yanındaki komşun aç uyurken, tıka basa karnını doyurmak, bu mudur zamanında ödemediğin ve söz verdiğin ödemelerini yapmayarak tüyü bitmemiş yetimin hakkında gasp etmek
Bu mudur emeğe saygı göstermek
Bu mudur size bir harf öğretenlere verdiğiniz değer
Yapılan açıkca emeği gasp etmek değilmidir.
Yinede saygılarımla